KAMALAK:”HEP HAKLININ YANINDA OLDUK, OLMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak Beraat Öner‘e önemli açıklamalarda bulundu

07 Ocak 2015 Çarşamba, 19:27
Mustafa Kamalak Saadet Partisi röportaj

PROF.DR. KAMALAK;

BİZ HEP HAKK’IN VE HAKLININ YANINDA OLDUK,

OLMAYADA DEVAM EDECEĞİZ

Saadet Partisi Van İl Kongresi’ ne katılan Genel Başkan  Prof. Dr. Mustafa Kamalak VanGölü Haber Gazetesi imtiyaz sahibi Beraat Öner’ e önemli açıklamalarda bulundu.

Röportaj: Beraat ÖNER

-Van’ a yapılan birçok yatırım milli görüş iktidarı zamanında yapıldı

Van’ a yapılan birçok yatırım milli görüş iktidarı zamanında yapıldı. Ama daha sonra bunlar ya kapatıldı ya da satıldı. Şimdi yatırımcılara tekrar çağrıda bulunuyoruz. Van’ a yatırım yapıp istihdam sağlamaları için fakat bunu yaparken de kardeşlerimizi uyarmamız lazım yakmak yıkmak kolay ama bunları tekrar yapmak gerçekten çok zor. İnsanları düşünceye davet etmemiz lazım. Biz insanları gererek kavgaya sürüklemek yerine kardeşliğe çağırmamız lazım.

-IŞİD’ i doğuran sebepler nelerdir öncelikle bunu bulmak lazım

İŞİD’ i doğuran sebepler nelerdir öncelikle bunu bulmak lazım. IŞİD kesinlikle haklıdır demiyorum. IŞİD’ i doğuran sebepler nelerdir? Onun eline o silahları veren kimlerdir? Perdenin gerisinde kimler var? Sakın bunlar dün Çanakkale’ de dedelerimizi şehit edenlerin torunları olmasın. Bu oyunları bozmamız lazım. Biz zulmün her türlüsüne karşıyız.

-Kardeşin, kardeşi öldürmesine kati suretle karşıyız

Tarihte Kürtler’ le Türkler’ in yolu iki önemli noktada kesişmiştir. Onlardan birisi Malazgirt Zaferi’ dir. Diğeri o muhteşem devletimiz, İslam’ ın devleti yıkılırken, yine burası feryat etmiştir. Bir çok kabileler ayrılırken onlar hayır demişler, yerimiz hilafet sancağı altıdır. Payitaht işgal edildiği, İstanbul’un düştüğü bir zamanda, eğer bu insanlar ayrılık, gayrılık derdinde olsaydı, o zaman başkaldırması icap etmez miydi? Misalen Şeyh Said’ lerin o zaman kıyam etmesi gerekmez miydi? Neden düşmanı denize döküldükten sonra, Türkiye’ deki güç teke düştükten sonra başkaldırıyor, deliriyor mu bu insan? Hayır. Uğruna çaba sarf ettiğimiz, şehitler verdiğimiz değerler bir bir terk ediliyor diye kıyamlar işlenir.

-Cennete gitmenin yolu bellidir

Cenabı Allah bizlere kardeşliği ilan etmiş. Başkalarına hakaret ederek rencide ederek onu aşağılayarak kötüleyerek hele hele darp ederek ve bilhassa katlederek değil. Çünkü masum bir insanı öldüren tüm insanlığı katletmiş gibidir. Bizlerin burada kardeşlik hukuku içerisinde yaşamamız lazım.

-Yörenin insanı her şeyden önce insanca yaşama hakkına sahiptir.

Yörenin insanı her şeyden önce diğer tüm insanlar gibi önce insanca yaşama hakkına sahiptir. Bunun için kendisinin ailesinin rahatça yaşayabileceği bir gelir seviyesine ulaşması lazımdır. İşi olmayan insan ailesine çevresine karşı mahcup insandır. Bu insanları mahcup etmeye hakkımız yok. Çünkü bu insanlar kendi kusurlarından dolayı ezilen insanlar değiller. İş imkanları kısıtlığı olduğu için eziliyorlar. Birçok şey üretime dönüştürülüp iş sahaları açılırsa insanımızda çalışarak o mahcubiyeti yaşamaz. İmkanlarımız var fakat değerlendirmesini ne yazık ki bilemiyoruz. Yöre insanının yüzde yetmişi genç nesil, bunlar için iş sahaları açılıp değerlendirilebilir.

Biz bu ülkenin bir serçesinin bile feda olmasına razı olmayız

Biz bu ülkenin bir serçesinin bile feda olmasına razı olmayız. Kobani olaylarında kamu binaları yakıldı, dükkânlar yağmalandı, ortalık ateşe verildi, birçok insanımız hayatın kaybetti, ne kazandık hiçbir şey, ama çok şey kaybettik.

-Bir yiğidin yetişmesi çok mu kolay

Bir yiğidin yetişmesi çok mu kolay? 28 Aralık Uludere olaylarının üçüncü yıldönümü idi. Otuz dört evladımız bunun ondokuzu çocuk bunlar  ana yavrusuydu ateş düştüğü yeri yakıyor burada ana yavruları gidiyor önlememiz lazım bizim amacımız ilk etapta bu ülkede tıpkı Selahattin Eyyubiler gibi  barışı tesis etmek, ikinci olarak barış içerisinde huzur içerisinde insan haysiyetine yaraşır bir şekilde  huzura kavuşturmak. Bu da ancak be ancak insanlara iş sağlayarak  karınlarının doyması ve örf ve adete uyacak şekilde yaşamlarını sağlayacak şekilde gelirlerinin sağlanmasıyla olur.

– Özgür bir Türkiye istiyoruz

Biz Saadet Partisi olarak gerçekten özgür bir Türkiye istiyoruz. Vicdanları hür, dilleri serbest, haksızlığa müsaade etmeyen, adaleti savunan savunmakla da kalmayıp, uygulamaya koyan bir Türkiye istiyoruz.

– Söylediklerimizde hep haklı çıktık

Allah bize emanetleri ehline vermemizi, insanlar arasında hükmettiğimiz zaman, adaletle hükmetmemizi emretmektedir. Çünkü adalet mülkün, yani devletin temelidir. Allah buyuruyor ki ‘Ey imam edenler; Hak üzere adaleti yerine getirmeye çalışan hâkimler, Allah için şahitler olun, velev ki şahitliğiniz kendi aleyhinize veya anne ve babanızın, yakın akrabanızın aleyhine olsa bile, gerek zengin gerek fakir olsa bile adaletten sapmayın…”  Biz Saadet Partisi olarak kınayanların kınamasına aldırmadan, üzerimize salınan medya ordusuna aldırmadan hep Hakkı söyledik. Küresel emperyalizmin Irak’ ı işgal etmesine karşı çıkmıştık. Mevcut iktidar 1 Mart 2003’ te TBMM’ ye işgalciler için yardım tezkeresi getirdiği vakit ‘yanlış yapıyorsunuz’ dedik. Libya işgaline karşı çıktık. Suriye halkı birbirine düşürülürken, hem Esad ’ı hem de Türkiye’ yi uyardık. Bizi o zaman ‘Esadçı’ diye suçladılar. Ama sonuçta yazık ki biz haklı çıktık. Bugün iktidarın Suriye politikasının doğru olduğunu savunabilen var mı? Kıbrıs Barış Harekâtı’ nda bize yardım elini uzatan tek kardeş ülke olan Libya tarumar edilmiş, 40 parçaya bölünmüş, lideri linç edilmiştir. Bütün bunlardan Türkiye ne kazanmıştır?

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz